|
  Ilber ORTAYLI Eski Dünya Seyahatnamesi Aşina Kitaplar, 2007
Ilber Ortaylı Seyahatnamesi, tarihçimizin seyyah kişiliğiyle Isfahan’dan Venedik’e, Kudüs’ten Kırım’a, Tokyo’dan Yemen’e geniş bir coğrafyada seyahate çıkarıyor.
Onun adımlarına eşlik ederken, Eski Dünya düzeninin ülke ve şehirlerinin büyülü zamanlarına gidiyor ve geçmişimizle yeniden usulca buluşuyoruz.
Osmanlı Diyarlarındaki izlenimleri ise Imparatorluk topraklarına bizi daha da aşina kılıyor. Dünya, seyyahların dilinde ve gözünde büyür, genişler, çoğalır. Seyahatnameler, bizi zamanın derinliklerine, tarihin katmanlarına ulaştırır.
Ilber Ortaylı Seyahatnamesi, tarihçimizin seyyah kişiliğiyle Isfahan’dan Venedik’e, Kudüs’ten Kırım’a, Tokyo’dan Yemen’e geniş bir coğrafyada seyahate çıkarıyor.
Onun adımlarına eşlik ederken, Eski Dünya düzeninin ülke ve şehirlerinin büyülü zamanlarına gidiyor ve geçmişimizle yeniden usulca buluşuyoruz.
Osmanlı Diyarlarındaki izlenimleri ise Imparatorluk topraklarına bizi daha da aşina kılıyor.
Keskin gözlemleri, nesnel tespitleriyle de bugünün dünyasını daha doğru anlama imkanı veriyor.
öNSöZ {mosimage} Ben bizim neslin içinde erken denebilecek bir yaşta yurtiçinde ve yurtdışında gezmeye başlamış talihli insanlardanım. Bu talihimi büyük ölçüde kendi gayret ve inadıma, ebeveynimin kıt kaynakla da olsa bahşettiği imkanlara borçluyum. Ama bazen onlarla bile seyahatseverliğim konusunda ihtilafa düşmüşümdür. Fizik olarak da dünyaya gözümü seyahatle açtım. Hiç alakası olmayan bir ülkede doğdum. Alakası olmayan yerlerden geçip ülkemize ulaştım.
Şuursuzca tamamladığım bu uzun gezileri şuurlu olarak çok erken yaşta tekrarlamaya başladım. Kıt paramla Avrupa’daki demiryollarının ikinci mevki vagonlarında oradan oraya gezindim. Küçük bir bavul ve seyahat rehber kitaplarımla çıktığım yolculuklarda insanlarla gevezelik etmekten büyük zevk duydum. Viyana kafelerinde ihtiyarlarla konuştum. Şam’da baklava ve meyva tatlısı yedim ve bir imparatorluğun hepimize bıraktığı en önemli ortak miras yani Türkçe sayesinde her yere girip çıktım.
42 yıl evvelin imkanlarıyla Suriye’yi tanıdım. Venedik’i tanıdım. Soğuk harp sıralarında Viyana’da bulunmanın imtiyazından yararlandım. çekoslovakya’ya, Macaristan’a rahatça girip çıktım. Ol vakit Japon turistler dolu değildi. Almanlar da henüz çok az geliyordu. Avrupa’nın en önemli operalarından olan Prag ve Budapeşte’de opera temsillerini istediğim gibi, localarda takip edebildim. Buna talebe bütçem yetiyordu. Floransa’da Ufizzi galeride henüz kuyruklar yoktu. Vatikan’da Sistin Şapel’de veya Pinokoteka da itiş kakış olmadan rahatça ziyaret yapabiliyordum. Yunanistan rahattı. Balkanlar çok sıcak kanlıydı. Gördüğüm Saraybosna, Bursa’nın kopyası idi.
Ama asıl el değmemiş ve güzel olan bizim ülkemizdi. Antalya Konyaaltı plajında hiç kimseler yoktu. önünden geçen Sideli korsanların, deniz tanrısı Poseidon’un ve nereidlerin hayaliyle denize giriyordum. Aksaray Niğde’si ile Sultanhan üzerinden Konya’ya ulaşmak XIII. asırdaki ipek yolculuğunu neredeyse tam lezzetiyle veriyordu. Tozu toprağı dahil…
Tek talihsizliğim ömür boyu uykusuz gecelerde ezberlediğim Rusçayı ancak 40 yaşımda ana ülkesinde kullanabilmek olmuştur. Neyse ki; Gorbaçov devrinde eski Rusya’nın henüz izleri vardı. Şimdi o bile yok. Peki Rusya öyle de bizim ülke daha mı farklı? Utanmaz inşaat histeryasıyla hangi şehir ve kasabamızda eski hava kalabildi ki? 1960’larda Izmir’i, Ege havalisini gezen Antalya’yı Anamur’u Mersin’i arşınlayan, Karaman’da, Konya’da kalan, 1950’lerin Istanbul’unda yaşayan, Bursa’nın hayal gibi ortamında gezinen bizler için bu arsız değişim bir ızdıraptır. Bütün bu havalide Türkiye kadar kentleri ve tabiatları tahrip eden bir ülke belki ancak Mısır’dır. Ve bir ölçüde de Yunanistan. Bu yazılarımı bir araya getirirken gençliğimin Akdeniz ve Ortadoğu’su ile şimdikini karşılaştırmaya gayret ediyorum. Değişme kaçınılmazdır. Ama vandalca değiştirmeye tahammül etmememiz gerekir.
Bu kitabın hazırlanması fikrini ortaya atan ve gerçekleştiren Ali Kemaloğlu’na ve makalelerin redaksiyonunu yapan Ismail Küçükkaya’ya teşekkür ederim. IçINDEKILER - önsöz
Editörün notu - KIRIM: Ecdad Toprağı
- ORTADOÐU
Kırk Yıl öncesi Şam Haleb Kudüs Irak Lübnan - MISIR
Iskenderiye Kütüphanesi - BAHREYN
Osmanlı Mirasını Yok Etmek - YEMEN
- YUNANISTAN
Girit Atina günlüğü Selanik Selanik’ten Aynaroz’a - ARNAVUTLUK
- MAKEDONYA
- BOSNA
Mostar köprüsü - BUDAPEŞTE
- IRAN
Isfahan, Nısf-ı cihan Her yerde Iran…Daskyleion’da da! - RUSYA
Dükalığın başşehri, Vilademir Moskova - KAFKASYA
Bakü’de Içşehir - ITALYA
Venedik Türkiye ve Italya Katolik inancına mensup kitle kan kaybediyor Devlet içinde devlet - ISPANYA
Endülüs Ispanya, zil, şal ve gül müydü? Barselona ve Madrid - ALMANYA
Berlin’de bir hafta son - çEK CUMHURIYETI VE PRA
- HINDISTAN
21’inci yüzyıl eşiğinde Hindistan - çIN
- JAPONYA
Aşina Kitaplar © 2007 Eski Dünya Seyahatnamesi
Aşina Kitaplar
Yayın Hakları Aşina Kitaplar-Turmaks Yayıncılık Ltd Şti.’ne aittir.
Refik Belendir Sokak 46/3 Y. Ayrancı Ankara Tel - 0 312 441 99 41 Faks- 0 312 440 10 35 www.asinakitaplar.com
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Genel Yayın Yönetmeni: Nihal Kemaloğlu Yayına Hazırlayanlar: Neslihan Atatimur, Gonca Tatar, Ali Kemaloğlu, Ayşen Bingöl Editör: Ismail Küçükkaya çizimler: Mehmet Şüküroğlu Kapak Tasarım: Mustafa Alibaşoğlu Kapak Fotoğraf: Yavuz Alatan Dizgi ve Baskı öncesi Hazırlık: Songül Kalender Baskı ve Cilt: MedicoGraphics Ajans ve Matbaacılık
Aşina Kitaplar bir Arjantin Felsefe Grubu Yayınıdır www.arjantinfelsefe.com
Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|